Meltem Arikan
Typography

WE ARE FED UP WITH MEN PRETENDING  AS IF THEY ARE  MEN… WE DEMAND THEM  TO BE MEN BY NATURE

Women, who are tired of being governed within the patriarchal system and being deceived by men, are also done with pretending to live their sexuality so they began to be courageous enough to question their unhappiness. For themselves to be women, they want men to be men. Actually it is very obvious from the fuss they recently make up that, men are not happy with the responsibilities referred to them. However they miss the point that they do not really exist. Men have to accept that as long as they keep up pretending there is no other way for them except to be blown up by their own bombs.

The various restraints they have been practising upon women for centuries in order women not to be women, now began to go against their ownselves also. As women lay claim to their bodies, as they demand from men to live their sexuality properly, as the ignorance of men about sexuality is brought into question, men found themselves on the verge of the fears, the same fears as they used for freightening women for centuries.

Because they cannot be able to exist, men are terrified from women, who exist. Men always complain about the responsibilities laid on their shoulders but actually even refuse to undertake the responsibility of their own existence. In such a case, it can easily be asked which responsibility they are talking about. Men only control, freighten, suppress and even do politics upon women. I wonder how much longer they can carry on their non-existences by never taking any kind of responsibility but creating new suppress fields due to brute force, vandalism and fear and yet keeping women simple minded. Men have a single fear, and that is women’s being women because in that case they neither be able to have the power anymore nor they can no longer govern the world.

Women have to realize their power. Women have to lay claim to their bodies and sexualities. When women become women it will be impossible for men to govern them. For men, who are not men, there is no way for governing the world by battling anymore.

I think during the natural evolution of humans there take place some leap of consciousness at certain times. And I suppose that the forthcoming age will be a period in which women will be able to exist as women, accordingly men will be able to exist as men and therefore women and men will become free together. Men and women’s transition from existing as herds to exist as individuals has begun in the last century. And the century we are living in will be the beginning of our being individuals, who has natural sexual identities.

ERKEKLERİN ERKEKMİŞ GİBİ YAPMALARINDAN USANDIK! ERKEKLERİN ERKEK OLMASINI TALEP EDİYORUZ…

Erkek egemen toplum düzeni içinde yönetilmekten ve erkekler tarafından kandırılmaktan usanan kadınlar, artık cinselliklerini yaşamış gibi yapmaktan da bıktılar ve mutsuzluklarını sorgulama cesaretini göstermeye başladılar. Kadınlar, kadınların kadın olabilmeleri için erkeklerin de erkek olmasını istiyorlar. Aslında erkeklerin de çoğunun kendilerine atfedilen sorumluluklardan pek mutlu olmadıkları son zamanlarda kopardıkları yaygaralardan da anlaşılabiliyor ancak atladıkları ufak bir nokta var o da var olmadıkları. ‘Miş’ gibi yaptıkları sürece kendi kazdıkları kuyularda boğulmaktan başka bir çıkışları olmadığını erkekler de kabul etmek zorundalar.

Kadınların kadın olmaması için yüzyıllardır uyguladıkları her türlü baskı artık erkeklerin de aleyhine olmaya başladı. Kadınlar kendi bedenlerine sahip çıktıkça, kadınlar erkeklerden cinselliklerini doğru dürüst yaşamayı talep ettikçe, erkeklerin cinsellik konusundaki cehaletleri tartışılmaya açıldıkça, erkekler yüzyıllardır kadınlara yaşattıkları korkuların eşiğinde buldular kendilerini.

Erkekler var olamadıkları için var olan kadınlardan deli gibi korkuyorlar. Hep kendilerine yüklenen sorumlulukların altında ezildiklerini söyleyen erkekler aslında varoluşlarının sorumluluklarını almazken hangi sorumluluktan bahsettikleri ise ayrı bir tartışma konusu dahi olabilir. Erkekler sadece kontrol ederek, korkutarak, baskı altına alarak, siyasetlerini bile kadınların kadınlıklarının üstünden yapıyorlar. Hiçbir sorumluluk almadan sadece kaba kuvvet, yıkıcılık ve korkuya endeksli yeni yeni baskı alanları yaratarak, kadınları cahilleştirerek acaba ne kadar daha var olamayışlarını sürdürebilecekler merak ediyorum. Erkeklerin aslında tek bir korkusu var, o da kadınların kadın olmaları çünkü o zaman ne iktidar onların olabilir, ne de dünyayı yönetebilirler.

Kadınlar güçlerini fark etmek zorunda. Kadınlar bedenlerine ve cinselliklerine sahip çıkmak zorunda. Kadınlar kadın oldukları zaman erkeklerin onları yönetebilmesi imkansızdır. Erkek olmayan erkeklerin dünyayı savaşarak yönetebilme olanakları artık kalmamıştır.

Kanımca insanların doğal evriminde belirli zamanlarda bilinç sıçramaları meydana gelmektedir. Sanırım ki önümüzdeki dönem kadınların var olmaları dolayısıyla erkeklerin de var olabilmeleri ve bu nedenle de kadınların ve erkeklerin özgürleşebilmeleri ile ilgili bir süreci yaşama dönemimiz olacak… Kadınların ve erklerin bir sürü olarak var olmalarından birey olarak var olmaya geçişleri geçen yüzyılda başlamıştır. Bu yüzyıl ise doğal cinsel kimlikli birey olma sürecimizin başlangıcı olacaktrı.

Meltem Arıkan is a Turkish novelist and playwright.
  Her first short stories and essays were published in various literary journals during 1992 – 1995. Her first novel, Ve… Veya… Belki… (And… Or… Maybe…) was published in 1999, followed by Evet... Ama... Sanki... (Yes… But… As If…) in 2000 and Kadın Bedenini Soyarsa (Undressing Herself) in 2002.

Her fourth novel Yeter Tenimi Acıtmayın (Stop Hurting My Flesh) was banned in early 2004 by the Committee to Protect the Minors from Obscene Publications, with the accusation of "Writing about the non-existing incest fact in Turkey, attempting to disturb the Turkish family order with a feminist approach.” The ban was lifted after two months and Arıkan has been awarded with “Freedom of Idea and Statement Prize 2004” by the Turkish Publishers’ Association.

After her first 6 novels, Arikan wrote the script for the play Oyunu Bozuyorum (I’m Breaking the Game) which premiered in August at the Zurich Theater Spectacle, performed by Garajistanbul and awarded the “New Unique Play” prize from VIII. Lions Theatrical Awards in 2007. She published a research book titled Beden Biliyor (The Body Knows) in 2008. In 2009 another play, Parallel, whose dramaturgy was by Arıkan, was staged by Garajistanbul as a part of the Linz 2009: European Capital of Culture program. Her last novel, Özlemin Beni Savuran (Your Yearning That Sways Me) was published in June 2009.

Her fifth novel Zaten Yoksunuz (You Exist In No Way) was published in 2005, followed by Umut Lanettir (Hope is a Curse) in 2006. After

Awards:

“Freedom of Idea and Statement Prize 2004” by the Turkish Publishers’ Association.

“New Unique Play” prize from VIII. Lions Theatrical Awards in 2007.

Meltem Arikan has been named as one of our Heroes of Revolution 2.0.

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS

Jung for Laymen

Sign up via our free email subscription service to receive notifications when new information is available.